DARWİN VE EVRİM TEORİSİ HAKKINDA



DARWİN VE EVRİM TEORİSİ HAKKINDA ..

Adından onyıllarca bahsedilmiş  ve daha da bahsedilecek olan evrim teorisi hakkında ne biliyoruz?  Evrim nedir ? Gerçekten maymundan mı geliyoruz ? Eğer maymundan geliyorsak , neden bugün hayatımızda hala maymun türü ile karşılaşıyoruz(Son soru için özür dilerim ama hala bunu soranlar var) . Konuya başlamadan önce  ana karakterimiz olan C. Darwin’ i  bi tanıyalım .

12 Şubat 1809’da Shrewsbury’de doğan kahramanımız, doktor Robert Waring Darwin’in oğludur. Dedesi ise doğabilimci, doktor ve şair Erasmus Darwin’indir.Darwin daha küçük yaşta doğal nesneleri toplamaya başladığını, bitki çeşitleri ile ilgilendiğini, ayrıca gürültücü ve çok yalan söyleyen bir çocuk olduğunu yaşam öyküsünde anlatır.Küçükken Charles’ın doğaya olan ilgisi, çok saydığı babasının “Hayvan avlamaktan, köpeklerle ilgilenmekten ve fare yakalamaktan başka bir şey yapmıyorsun, kendin için ve tüm aile için yüz karası birisi olacaksın” diye kendisini azarlamasına sebep olmuş . İnanabiliyor musunuz ? Ama babası nerden bilecekki ileride onun dünyaca tanınan bir doğabilimci olacağını .

Charles, okulda iyi bir öğrenci olmadığı için babası onu ağabeyi ile beraber, 1825’te iki yıl kalacağı Edinburgh Üniversitesi’ne tıp okumaya yollar. Anatomi dersini ve ameliyata girmeyi sevmez. Fakat üniversite yıllarında Lamarck’ın evrim görüşüne hayran arkadaşlarla tanışır..

Charles’ın doktor olmaktan hoşlanmadığını anlayan ve geleceğiyle ilgili ümitsizliğe düşen babası oğluna ruhban sınıfına girmesini sağlayacak bir diploma alabilmesi için Cambridge Üniversitesi’ne başvurmasını ister.O yıllarda da kınkanatlı böcekleri toplar, onları açıp içlerini inceler.

Charles, 1831 yılında Cambridge’den döner. John Henslow’dan tüm hayatını değiştirecek bir mektup alır. Bu mektup, Beagle gemisiyle bir doğabilimci olarak Güney Amerika kıyılarını gezmesinin kapısını açar. Charles 1831-1836 yıllarını hayatının en önemli olayı olarak gördüğü Beagle yolculuğu ile geçirir. Bu yolculukta değişik bitki ve hayvan türlerini inceleme ve toplama imkanı bulur, yerbilim hakkındaki fikirlerini şekillendirir.

Kahramanımız , 1836’da Beagle yolculuğunu bitirir. 1837-1839 yılları arasında Beagle gezisiyle ile ilgili notlarını yayına hazırlar ve Türlerin Kökeni’ni yazmak üzere ilk not defterini açar.Darwin en ünlü eseri olan Türlerin Kökeni’ni ilk olarak 1859 yılında yayımlar, bu eser dışında on dokuz kitap daha yazmıştır, ama hiçbiri bu eser kadar önemli olmamıştır. Bu çalışma, Darwin’in Evrim Teorisi’ni ilk olarak açıkladığı çalışmasıdır. Bu çalışmasının adından da anlaşılacağı gibi, Evrim Teorisi’nin en önemli unsuru doğal seleksiyondur. Seleksiyon ifadesi ayıklanma ve seçilim olarak da çevrilmektedir. Kitabını yazarken tuttuğu notlardan, Papaz Malthus’un Nüfusun İlkeleri adlı eserinden yararlandı.

“Herhangi bir türde, muhtemelen hayatta kalabilecek sayıdan daha fazla bireyin dünyaya gelmesinin sonucu olarak, sıklıkla bir var olma mücadelesi ortaya çıkmakta, böylece herhangi bir canlı çok az bile olsa kendisine yarayacak bir değişim geçirdiği takdirde, karmaşık ve kimi zaman değişken yaşam koşullarında hayatta kalmak için daha fazla şans elde edecek ve sonuçta doğal olarak seçilecektir. Güçlü kalıtım ilkesi gereği, seçilen herhangi bir tür yeni ve değişime uğramış biçimiyle çoğalmaya çalışacaktır.” (Türlerin Kökeni) Gelelim  Darwin’in evrim teorisine;

 



Darwin ‘in Evrim teorisi 2 kurala aşamaya dayanır.Adaptasyon ve doğal seleksiyon.

  Adaptasyon: Adaptasyon veya uyum doğal seleksiyonda başarılı olmuş ona sahip olan organizmayı evrimsel olarak daha uyumlu kılan bir özelliktir.[1][2] Sıfat olarak yani böylesi bir özelliği tarif etmek için adaptif terimi kullanılır.

Adaptasyon canlıların ortamlarında başarılı bir şekilde yaşamasını sağlayan kalıtsal değişikliktir. Adaptasyon yapısal davranışsal veya fizyolojik olabilir. Yapısal adaptasyonlara örnek olarak deri rengi vücut şekli vücut örtüsü verilebilir. Davranışsal adaptasyon için fototropizma örnek verilebilir. Fizyolojik adaptasyonlara örnek olarak bir zehir üretmek sümük salgılamak homeostaz gibi biyokimyasal yollar veya sistemler gösterilebilir.

 

Adaptasyon doğal seçilimle seçilmiş özelliklerdir. Adaptif özelliği belirleyen genetik temel çevre yüzünden oluşmaz; genetik varyant öncede vardır ve onu taşıyan bireye bir avantaj sağlaması yüzünden seçilir. Genetik varyantların önceden var olduğunun ilk deneysel kanıtı Luria and Delbrück tarafından gösterilmiştir. Bu araştırmacılar sendelenim testi (İng. fluctation test) ile Escherichia coli bakterisinde meydana gelen rasgele değişikliklerin nasıl antibiyotik direncine yol açtığını gösterdiler.

Çevrelerine yeterince uyum sağlayıcı adaptasyonlara sahip olmayan organizmalar ya bulundukları ortamdan gitmek zorunda kalırlar ya da soyları tükenir. Bu bağlamda soy tükenmesi terimi ölüm hızının doğum hızından daha fazla olması sonucu zaman içinde bu türün yok olması demektir.

Bunun zıt anlamlısı seçilimdir yani adaptif özelliği taşıyan bireylerin doğum oranının bu özelliği taşımayana kıyasla daha yüksek olmasıdır.

 

Canlılarda görülen bazı özelliklerin bariz adaptif amaçları olmasına karşın çoğu özelliğin mecudiyetinin nedeni aşikar değildir. Bunun çeşitli nedenleri olabilir: bir özellik eskiden yararlı olmasına rağmen artık olmayabilir; bir özelliğin faydası vardır ama bu henüz bilinmiyordur; özellik başka bir özelliğe bağlı olarak faydalıdır (Spandrel olgusu). Bu gözlem iki temel ilkenin altını çizer: genetik varyantlar rasgele meydana gelir ve bir canlının çevresi sürekli bir değişim içinde olduğu için adaptasyonların yararlılığı da gelip geçicidir.

Bir özelliğin adaptif olması yani bir organizmanın evrimsel uyumunu artırır nitelikte olması onun her zaman öyle olacağını gerektirmeyebilir. Bir organizmanın evrimsel geçmişinin bir noktasında bir özellik adaptif olmuş olabilir ama organizmanın ortamı veya ekolojik nişi zaman içinde değiştiği için bir adaptasyon gereksiz ve hatta bir rahatsızlık kaynağı bir hale gelebilir. Bu tür adaptasyonlara vestigial denir.

Bir karşı-adaptasyon başka bir adaptasyonun neden olduğu seçici baskı sonucu ortaya çıkmış bir adaptasyondur. Bu olgu evrimsel silahlanma yarışında görülür bir türü avantajlı kılan bir özellik başka bir türde oluşup yayılan bir özellik sonucu etkisini kaybeder.Çevre şartlarıyla adaptasyon doğru orantılıdır.

 

 


ÖRNEKLER

1.Bukalemunun bulunduğu ortama ve duruma göre renk değiştirmesi.

2- Kurbağanın sinek yakalayabilmek için uzun dilli olması.

3.Yunusların vücutlarında yağ depo edebilmeleri.

 


EVRİM

Canlıların çok uzun zaman içinde geçirdikleri veya geçirmekte oldukları değişmelere evrim denir.

Evrim canlılardaki değişmelerin nedenlerini ve canlılar arasındaki akrabalık derecelerin araştırır

Evrim kavramı zaman içinde bir değişmeyi açıklar.

Canlılardaki evrim zaman içinde bazı türlerin yok olması yeni türlerin oluşması ve türdeki tüm değişmeleri açıklamaya çalışır .

  1. ve 17. Yüzyılda mikroskobun keşfi ve modern biyolojinin gelişmesi sonucunda kalıtım bilimiyle iş birliği yapılarak canlılardaki değişim benzerlik ve akrabalık dereceleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

 


LAMARCK ‘ın EVRİM TEORİSİ

Lamarck evrimin canlıların vücutlarını yeni yaşam koşullarına uyum istediğinden ve çabasından olduğunu iddia eder .

Canlılar çevrelerine uyum yapmaya çalışırken bazı organlarını kullanacaklar bazılarını da kullanmayacaklardır.

Kullanılan organ gelişirken kullanılmayan organ körelecektir bu da yeni karakterlerin dölden döle geçip yeni türler oluşturacaklardır.

(kurak ve otsuz bölgede yaşayan zürafaların boyunlarının uzaması )

(ördeklerin ayaklarındaki perdelerin yüzebilmek için ortaya çıktıkları )

Lamarck’ın evrim ile ilgili iki görüşü vardır

a- Canlıların çevre şartları nedeniyle kazandıkları özellikler yeni nesillere aktarılır .

b- Canlılar uzun süreler içinde bazı organlarını kullanma yada kullanmama sonucu yeni karakterler kazanırlar.

FAKAT ;

*Lamarck bu değişikliklerin yavru bireye nasıl aktarıla bileceğini açıklayamamıştır.

*Kullanılan organın gelişmesi modifikasyondur . bireye ait özelliktir. yavru canlılara aktarılamazlar

* WEİSMAN Farelerle yaptığı deneylerde 20 döl boyunca farelerin kuyruklarını kesmiş fakat her dölde farelerin kuyruklarının tamam olduğunu gözlemiştir .

*Sporcu babanın çocuğu gelişmiş kaslı doğmaz

*Müslümanlarda erkek çocuklar sünnet olmalarına rağmen onların çocukları sünnetli doğmaz


DARWİN‘in EVRİM GÖRÜŞÜ

      Darwin bütün canlıların uzun zaman sürecinde ortak bir kökenden evrim yoluyla ortaya çıktığını    savunur.Darwin görüşünü adaptasyon ve doğal Seleksiyon la açıklar.Değişen çevre koşullarına ayak uyduran canlılar yaşar uyduramayanlar ölür . doğal Seleksiyon sonucunda ortamda kalan canlılar adaptasyon yeteneği olan canlılardır .Mutasyonlar sonucunda yeni karakterler kazanan canlılardan çevre şartlarına uyum sağlayanlar yaşamını sürdürür diğerleri yok olur .Darwin görüşlerini “ TÜRLERİN KÖKENİ “ adlı kitabıyla açıklamıştır .Evrime göre canlılar birden bire değişikliğe uğramazlar bu çok uzun bir süreçtir .Bir türden başka bir türün oluşum sürecinde ara form canlıların olması gerekir fakat ara form canlıya rastlanamadı .Yapılan paleontolojik çalışmalarda yüzlerce milyon yıl önce yaşamış canlıların bugünkü ile aynı yapıda olduğu görülmüştür .Elde edilen canlı fosilleri canlıların dünyada belli bir dönemden sonra görülmeye başlandığını göstermiştir.

Darwin, Türlerin Kökeni’nde insanın evrimini tartışmaktan kaçınmıştı, fakat İnsanın Türeyişi’nde, insanın başlangıcını Eski Dünya maymunlarına dayandırıyordu. Bu sav pek çok kişiyi kızdırdı ve Darwin’i yarı insan yarı hayvan gösteren gazete karikatürleri bile yayımlandı. Ortak bir atadan dallanarak türeme fikrini savunan evrim anlayışı görece hızlı bir biçimde benimsendi, fakat doğal seçilim, bilim çevrelerinde bile çok daha yavaş kabul gördü.

Darwin Türlerin Kökeni kitabında “Bu kitapta yazılan görüşlerin, birilerinin dini görüşlerine sarsıcı bir etki yapması için makul bir neden göremiyorum” yazsa da dönemin kilisesi ve Hristiyan düşüncesi için kabul edilebilir şeyler değildi. Ancak, İngiliz Kilisesi 2008 yılında Charles Darwin’in bilimsel teorileri arasında uyuşmayan bir şey olmadığını söyleyerek “İngiliz Kilisesi, sana bir özür borçlu, seni yanlış anladığı, sana yanlış tepki verdiği ve başkalarının da seni hala yanlış anlamasına sebep olduğu için. Ancak senin itibarın için verilen mücadele henüz bitmedi.” yazılı bir özür yayınladı.

Şiddetli bir şekilde titreyen elleri, mide sorunları, dayanılmaz baş ağrıları ve kalp sorunları vardı. Sık sık nöbetler geçiriyor ve bayılıyordu. Nedeni anlaşılamayan bir hastalık yüzünden , 1882’deki vefat etti.



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:


Wikipedia


Bu makaleyi 9 dakikada okuyabilirsiniz.
zvr
Bu içeriğe emoji ile tepki ver !

Bir Cevap Yazın