Eski Çağ İnsanlarının Fosilleri Yoksa Çamur DNA’sı Var



Antik insan atalarımız üzerinde çalışmalar yürütmek için artık yeni bir yönteme sahibiz: Mağaralar gibi antik tortul bölgelerde atalarımızın DNA’larını aramak. Max Planck Enstitüsü Evrimsel Antropoloji bölümünden bir araştırma ekibi Science‘da yayımladıkları araştırmada, yaşadıkları bilinen bazı bölgelerde Neandertal ve Denisovaların DNA işaretleri bulgusuna ulaştığını duyurdu. Bu yöntem, şimdi, hiçbir kemik bulgusu olmasa bile ilkel insanların söz konusu alanda yaşayıp yaşamadığını, yaşadıysa eğer hangi türün burada yaşadığını anlamada kullanılabiliyor. Bu gelişme, örneğin, Amerika’da insanların ilk kez ne zaman bulunduğu gibi bazı tartışmaları çözmemize yardımcı olabilecek. Bir Gram Çamurdaki Evren Toprağın ve suyun herhangi bi miktarı, bütün organizmalardan gelen DNA örnekleriyle doludur. Bu “çevresel DNAyı” dizilemek, ekosistemler üzerinde yürütülen çalışmalara son derece güçlü araçlar sunar. Örneğin, son zamanlarda biyologlar, kendilerinden aldıkları su örnekleriyle “yavru ejderlerin” ya da olm isimli amfibilerden yaşadığı birkaç mağarayı tespit edebilmişti. Bu çevresel DNA, serin mağaralar ve donmuş toprağa gömülü tortullar içerisinde 700.000 yıla kadar hayatta kalabilir. 2003 yılında, University of Cambridge’den araştırmacılar ilk defa Sibirya’daki donmuş bir toprak örneğinde tüylü mamut gibi türlerin antik DNA’sını bulmanın mümkün olduğunu ortaya koymuştu. Şimdi ise, Max Planck Enstitüsü’den araştırma ekibi, tortullarda antik insan DNA’sının da hayatta kalabildiğini ortaya koydu. Ekip, Rusya’daki Denisova mağarası gibi, insanların yaşadığı bölgelerden alınan tortul örneklerindeki bütün DNA izlerini diziledi. Daha sonra biyologlar, örneklerden eşleşen bir diziyi içeren daha uzun DNA parçalarını çıkarmak için modern insan mitokondriyal DNA’sının kısa parçalarını kullandılar. Araştırmacılar hücrelerimiz içerinde enerji üreten mitokondrilerdeki, mitokondriyal DNA‘yı aradılar çünkü, bu mitokondriyal DNA aynı DNA parçasını içerir ve her hücrede yüzlerce bulunur, bu yüzden, hayatta kalması en muhtemel parçadır. Daha Tutarlı Tahminler Araştırma yürütülen yedi bölgenin dördünden alınan örneklerde antik insansıların mitokondriyal DNA’sına rastlanıldı. Bu DNA örneğinin büyük ihtimalle insan dışkısından veya yumuşak dokudaki çürümeden elde edildiği düşünülüyor. Bulunan diziler, antik DNA’nın hasar özelliklerine sahiptir ve Neandertallere veya Denisovanlara özgü olarak bilinen varyantları içerdiğinden, araştırmacılar bu örneklerin gerçek veriler olduğu konusunda emin. Antik insansılar da, bir memeli türüdür. Dolayısıyla, tortullarda, tüylü gergedan ve mağara ayıları DNA’sı bulunabiliyorsa, aynı şekilde antik insansı DNA’sının bulunması da sürpriz değildir. Araştırmacılar, iki örnekte birden fazla bireye ait DNA’nın bulunduğunu bile gösterebildi. Ekip şimdi hiçbir fosil bulunamayan pek çok insansı bölgenin bazılarında DNA aramayı planlıyor. Araştırmacılara göre, taş aletlerin bulunduğu çok sayıda bölge var, ancak bunları kimin yaptığı hala belirsiz. Bu yöntem ile, artık bazı cevaplara ulaşabileceğiz. Dahası, yeterli insansı DNA’sı bulabilirsek, atalarımızın nasıl göçler gerçekleştirdiğine dair daha “yüksek çözünürlüklü bir fotoğraf” bile elde edebiliriz.


KAYNAK:

Science. “Neandertal and Denisovan DNA from Pleistocene sediments.” http://science.sciencemag.org/content/early/2017/04/26/science.aam9695 –NewScientist. “Mud DNA means we can detect ancient humans even without fossils.” https://www.newscientist.com/article/2129259-mud-dna-means-we-can-detect-ancient-humans-even-without-fossils/ (reached on: April 29, 2017)
 https://bilimfili.com/antik-insanlara-dair-fosil-yoksa-camur-dnasi-var/


Bu makaleyi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Yönetici

Moleküler Biyoloji ve Genetik

Bir Cevap Yazın