Kanserin Diğer Hücreleri Sahte Virüsler Yapmaya Nasıl Zorladığı Artık Biliniyor

Bazı kanser türleri, tümörlerin içindeki sağlıklı hücreleri virüs gibi görünen parçacıklar fırlatması için kandırarak kendilerine destek sağlıyorlar.

Bu taklitçilik yıllarca onkoloji uzmanlarının kafasını karıştırdı fakat yapılan yeni bir çalışma, bu hücrelerin içinde tam olarak neler döndüğünü açıklayarak, en saldırgan kanser şekilleri için yeni tanısal araçların ve belki de yeni tedavilerin yolunu açıyor.

Pensilvanya Üniversitesi’ndeki bilim insanlarının önderlik ettiği bir takım, kanserin daha zekice olan kaçamak türlerinden birinin ardındaki biyokimyasal işleyişleri araştırdı. Bu tür, sahte virüsler kullanarak kendisinin büyümesine ve tedaviye direnmesine yardımcı olan bir güzergâhı faaliyete geçiriyor.

Bilim insanları, daha agresif olan bazı kanser şekillerinin, genelde virüsler mevcut olduğu zaman tetiklenen bir eylem olan yüksek seviyelerde interferon tahrikli gen (ISG) ifadesi gösterdiğini yaklaşık on yıldır biliyordu.

Pensilvanya Üniversitesi’nden baş araştırmacı Andy J. Minn şöyle söylüyor: “Bilmece, çoğu durumda bu tümörlerde virüs enfeksiyonu bulunmamasıydı.”

“Bu sorun üzerinde pek çok yıldır çalışıyorduk ve çözmek için motive olduğumuz bir bulmacaydı çünkü bu tür anti-viral işaret veren kanserler özellikle saldırgan olabiliyor.”

İnterferonlar, virüsler gibi patojenlere cevap olarak konak hücreler tarafından yapılan proteinlerdir ve bir bağışıklık cevabını faaliyete geçirebilen güzergâhları çalıştırmak amacıyla bir işaret verme yapısı olarak davranırlar.

Araştırmacılar daha önce bunların, meme kanseri hücrelerinin fibroblast adı verilen sağlıklı ‘yapıcı’ hücreler ile doğrudan temasa geçmesini sağlayarak onları ISG ifade etmeye teşvik ettiklerini bulmuşlardı.

Takım, yapılan bu son araştırmada fibroblastların bu sırada eksozom adı verilen ve normalde RN7SL1 isimli hücrenin içinde korunmuş halde duran bir RNA molekülü şekli içeren, sıvıyla dolu küçük kabarcıklar yaydığını buldu.

Bu parçacık, hücre tarafından üretilen proteinleri sınıflandıran ve salgılayan bir molekül sınıfına ait ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda hücresel mekanizmaları gaspetmek isteyebilen virüsler için gayet kullanışlı bir araç.

RN7SL1’in bir kesiti eksozom yoluyla ortaya çıktığı zaman, kanser hücreleri bir virüsün iş başında olduğunu düşünerek alarma geçiyor ve bu durum neden yüksek seviyelerde ISG ifade ettiklerini açıklıyor.

Bu yanlış alarm, hanser hücresinin çoğalma miktarını artırıyor ve terapilere olan dirençlerini yükselterek, onları daha saldırgan ve öldürülmesi zor hale getiriyor.

Buradaki soru, bu kanser hücrelerinin fibroblastları bu sahte virüsleri üretmeye tam olarak nasıl zorladığıydı.

Araştırmacılar bu çalışmada kanser hücrelerinin, normalde saklanmış olan RNA’nın serbest kalmasını tetiklemek amacıyla bir işaretleme sistemini nasıl çalıştırdıklarını gösterdiler.

“Kanser hücrelerinin özel olarak fibroblastlara RN7SL1’in virüse benzer ucunu açığa çıkarma talimatı verme yetenekleri, anahtar bir keşif,” diyor Minn.

Eğer RNA molekülünün bu kısmı gizli kalabilseydi, kanser hücreleri fibroblast’ın eksozomlarına virüs gibi davranmazdı. Bu durumun, daha saldırgan kanser şekillerini sakinleştirebilecek olan bir tedavinin güzergâhı olduğu ortaya konabilir.

Diğer terapik hedefler, mekanizmanın kendisini, NOTCH adı verilen kanser hücrelerinin dışında sergilenen bir sinyal şeklini kapsayabilir.

NOTCH’u engellemek, fibroblastların virüs benzeri eksozomlar yaymasını da önleyebilir.

Minn şöyle söylüyor: “Eksozomlarda sergilenen RN7SL1’in mevcudiyetini ölçmek amacıyla kanser hastalarının kanını test edebildiğimiz için, bu virüs taklitçisi yüzünden hangi hastalarının kanserlerinin en saldırgan olacağını muhtemel olarak belirleyebiliyoruz.”

“Sergilenen RNA’nın nasıl üretildiğini anladığımızdan, muhtemel terapik hedeflere bakabiliriz.”

Bu taktiği kullandığı görülen özellikle bir tane tümör türü, üçlü negatif meme kanseri. Bu hastalık, meme kanserlerinin yüzde 15’ini oluşturuyor ve östrojen, projesteron ve HER2/neu alıcılarının eksikliğiyle ayırt ediliyor.

Bu alıcılar olmadan, tamoksifen ve trastuzumab içeren meme kanseri tedavilerinin bağlanacak bir şeyi olmuyor. Neyse ki kemoterapi çoğu vakada başarılı, fakat tümörü daha az saldırgan ve tedaviye daha cevap verir hale getirebilen herhangi bir şey iyi olur.

Kanserin sinsi aldatmacalarını engellemek amacıyla yakalayabildiğimiz her avantajdan faydalanacağız.

Bu araştırma Cell bülteninde yayınlandı.

 


Kaynak: Tıkla

zvr
Bu içeriğe emoji ile tepki ver !

Yönetici

Moleküler Biyoloji ve Genetik

Bir Cevap Yazın