Şizofreninin genetik sebepleri nelerdir?

Beyin hücreleri arasında sinyal geçişini engelleyen genetik değişimlerin, şizofreni’nin temel sebebi olması çok güçlü bir ihtimal. Şizofreni her 100 insandan birini etkileyen ciddi bir hastalık olarak literatürde yerini alıyor.


Bilimciler, beyindeki nöronlar arası sinapslarda gerçekleşen kimyasal uyarının iletimini uyaran ve engelleyen genler ile şizofreni arasında çok güçlü bir ilişki tespit edildi.

Araştırmanın bulguları, bireysel çevresel şartlarla da ortaya çıkabilen ama çoğunlukla kalıtımsal genetik sebepleri ile şizofreni’yi anlamamızı sağlıyor. Bu anlamda araştırmanın dört önemli noktası bulunuyor.
Sonunda neredeyse en yanlış anlaşılan hastalıklardan biri olan şizofreni’de neyin yanlış gittiğini anlamaya başlıyoruz. Neuron dergisinde yayımlanan bu öncü araştırma ile, hastalık daha geçerli bir şekilde modellenerek gelecek dönem tedavileri için bir yön gösterici bilgiler toplamı derlenmiş oldu.

Araştırma dahilinde 11.355 şizofreni hastası ile sağlıklı insanların DNA’ları karşılaştırdı. Hastalarda, sinaps uyarısı ve uyarının engellenmesi ile ilgili görevlerde olan genlerde, gen kopya sayısı (copy number variations) olarak adlandırılan çok sayıda mutasyon gözlendi.

Hastalık sonrasında oluşmuş olma ihtimaline karşı, bu kadar çok sayıda mutasyon hastalığın temel nedeni olarak görülüyor.

Şizofreni’nin nörogelişimsel bir hastalık olduğu fikrini destekleyen araştırma, bilim dünyasında tamamen genetik temellere odaklanıyor olmasından dolayı büyük bir heyecan yarattı.

Şizofreni tedavileri mevcut durumda, dopamin nörotransmiterleri üzerine odaklanmış halde ancak son dönemdeki çalışmalar ile glutamat ve GAB nörotransmiterleri üzerinden yeni yaklaşımlar geliştirilebileceği düşünülüyor.
Dopamin sentezini kontrol eden, glutamat ve GABA sistemleri arasındaki dengeyi kuracak ilaç tasarımlarında, bu çalışma temel alınabilecek bir niteliğe sahip. Geçen yıl içinde, bilim insanları 100’den fazla genin şizofreni üzerinde minör etkileri olduğunu tespit etti. Bu etkiler ergenliğin son dönemleri ve erken dönem yetişkinlik süresinde halisünasyon görme, yanılsamalar ve olmayan sesler duyma durumlarının sıklaşması olarak kendini gösteriyor. Diğer benzer çalışmalarda şizofreninin yaklaşık yüzde 60 ila 80 oranla genetik temelli olduğunu ortaya koyuyor.
Kanıtlar hem çevresel hem genetik etkenlerin hastalıkta rol oynadığını net bir şekilde gösterirken, bilimciler de hastalığın biyolojik temellerini anlamak üzere gen çalışmalarına odaklandı.

Genetik yıkımların, beynin kimyasal dengesini bozabileceği ve aynı şekilde de şizofreniye ve benzeri hastalıklara sebep olabileceği, bu araştırma ile tekrar ortaya çıkarılmış oldu.

Gelecekte bu ve benzeri çalışmalar temel alınarak, bireylerde şizofreninin gelişme ihtimali ve doğru mekanizmaların hedeflendiği tedavi yöntemlerinin, kişisel genetik durumlara göre tespit edilebileceği düşünülüyor.


  • GABA – Gamma-aminobütirik asit, beyinde sinapsları kapatıcı ve iletimi engelleyici bir etkisi olan nörotransmiter kimyasal
  • Glutamat – Nöron aktivasyonunda da rol alan aynı zamanda glutamik asit olarak bilinen temel aminoasit molekülü
    GABAerjik – GABA moleküllerini tanıyabilen reseptörleri (GABA reseptörleri) tanımlamak için kullanılan terim
  • Glutamaterjik – Glutamik asit moleküllerini tanıyan reseptörleri ve glutamik asit’in dahil olduğu mekanizmaları anlatan genel terim
    Gen kopya sayısı (CNV) – Genlerin tamamen silinmesi veya tam tersi genin bir biri ardına eklenerek sayısının artması ile genin fazlaca protein sentezler ya da hiç sentezlemez hale gelmesi durumunu anlatan terim.
  • NMDAR – Nöronlarda bulunan ve uyarımı sağlayan N-metil-D-aspartat-reseptörü olarak bilinen kompleks glutamat reseptörü
  • ARC – NMDA reseptörlerinin bulunduğu bölgelerde mRNA’sı bulunan, ve uyarılması ile protein olarak sentezlenen (activity-regulated cytoskeleton-associated protein) beyin plastisitesi düzenleyicisi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:


Tıkla

 

 

zvr
Bu içeriğe emoji ile tepki ver !

Bir Cevap Yazın