Şimdi yükleniyor

Preklinik Denemeler Nedir?

Preklinik Denemeler Nedir?

Preklinik denemeler, ilaç geliştirme dünyasında çok önemli bir yer edinmekte ve Araştırma Amaçlı Yeni İlaç (IND) uygulamalarının temelini oluşturmaktadır. Yeni İlaçlar, insanlar üzerinde denenmeden önce, bahsedilen preklinik denemeler olarak bilinen kapsamlı bir dizi araştırmadan geçmektedirler. Bu çalışmalar, ilaç adaylarının güvenilirliğini, etkinliğini ve farmakolojik profilini değerlendirmelerine yardımcı olmakla birlikte FDAEMA ve CDSCO gibi kurumlar tarafından belirlenen düzenleyici standartları karşılamak için de gereklidirler.

Preklinik denemeler bir ilacın etki mekanizmasını değerlendirmek ve İnsan denemelerinden önce potansiyel toksisiteyi belirlemek için önemlidir. Ayrıca İnsan denemeleri için güvenli başlangıç dozlarının belirlenmesine de yardımcı olur [1].

Preklinik çalışmalar, modern ilaç geliştirmenin temelini oluşturur ve yalnızca umut verici ve güvenli bileşiklerin insan klinik denemelerine ilerlemesini sağlar. Titiz laboratuvar ve hayvan testleri sayesinde, araştırmacılar farmakokinetik, toksisite ve biyolojik aktivite hakkında kritik veriler toplar. Preklinik süreci anlamak, düzenleyici uyum ve başarılı klinik araştırma ilerlemesi için hayati öneme sahiptir [2].

Bundan dolayı araştırmacılar geliştirme için umut vadeden bir bileşik belirlediklerinde, aşağıdaki konularda bilgi toplamak için deneyler yaparlar:

İlacın nasıl emildiği, dağıtıldığı, metabolize edildiği ve dışarı çıkarıldığı, potansiyel faydaları ve etki mekanizmaları, en iyi doz miktarı, ilacın en iyi verilme şekli (örneğin ağız yoluyla veya enjeksiyon yoluyla). Yan etkiler veya olumsuz etkiler genellikle toksisite olarak adlandırılabilir. Farklı insan gruplarını (örneğin cinsiyet, ırk veya etnik kökene olarak) nasıl etkilediği. Diğer ilaçlar ve tedavilerle nasıl etkileşime girdiği ve benzer ilaçlarla karşılaştırıldığında ki etkinlikleri [3].

Preklinik Çalışmalar Nasıl İşler

  1. Hedef Tanımlama: Biyolojik hedefleri keşfetmek ve doğrulamak.
  2. Bileşik Tarama: Umut vadeden adaylar bulmak için hedefe uygun binlerce bileşiği test etmek.
  3. Potansiyel Bileşik Optimizasyonu: İlaç benzeri özellikleri geliştirmek için kimyasal yapıları rafine etmek.
  4. Preklinik Testler: Farmakoloji, toksikoloji ve güvenlik değerlendirmesi için in vitro ve in vivo çalışmalar yürütmek.
  5. İyi Laboratuvar Uygulaması (GLP) Uyumu: Çalışmaların veri bütünlüğü ve kalitesi için düzenleyici standartlara uymasını sağlamak.
  6. Araştırma Amaçlı Yeni İlaç (IND) Başvurusu: İnsan denemeleri için onay talebiyle sonuçların düzenleyici otoritelere sunulması [2].

Örneğin bir biyoteknoloji şirketi, hücre hatlarında potansiyel antikanser aktivitesi gösteren yeni bir bileşik keşfediyor. Sırası ile;

  • Kanser hücre hatlarına karşı in vitro tarama
  • Apoptoz indüksiyonu için mekanizma çalışmaları
  • Implante edilmiş tümörlü farelerde in vivo testler
  • Fare ve köpeklerde PK ve toksikoloji çalışmaları
  • IND etkinleştiren veri paketlerinin hazırlanması

Bileşik güvenlik ve etkinlik parametrelerini karşılarsa, FDA’ya insan klinik denemeleri başlatmak için bir IND başvurusu yapılır.

Preklinik Araştırmaların Ana Aşamaları

Preklinik gelişim genellikle İn Vitro ve İn Vivo testlerden oluşmaktadır.

1. İn Vitro Test

In vitro testler hücre kültürleri veya biyokimyasal testler kullanılarak test tüpleri veya petri kaplarında yapılan deneylerdir. In vitro testlerde sitotoksisite, ilaç hedef ilişkisi, ilacın etki mekanizması ve hücre canlılığını değerlendirir:

2. İn Vivo Test

Burada ilaç, hayvan modelleri üzerinden uygulanarak gözlemler yapılır. Fareler ve tavşanlar gibi pek çok model hayvan üzerinde denemeler yapılabilir. İn Vivo testte ilacın emilimi, dağılımı, toksisite, hayvan üzerinde bıraktığı davranışsal ve fizyolojik etkilere bakılır [1].

Tıbbi ürün geliştirme sürecinde FDA, araştırmacılara İyi Laboratuvar Uygulamalarını (GLP) preklinik laboratuvar çalışmaları için zorunlu kılar. GLP düzenlemeleri, 21 CFR Bölüm 58.1: Klinik Dışı Laboratuvar Çalışmaları için İyi Laboratuvar Uygulaması bölümünde yer almaktadır. Bu düzenlemeler, aşağıdaki asgari temel gereksinimleri belirler: Çalışma yürütümü, Kadro, Tesisler, ekipman, Yazılı Protokoller, Çalışma prosedürleri, Çalışma raporları ve FDA tarafından düzenlenen ürünlerin güvenliğini sağlamak için her çalışma için kalite güvence denetimi sistemi.

Genellikle, preklinik çalışmalar çok büyük değildir. Ancak, bu çalışmalar doz ve toksisite seviyeleri hakkında ayrıntılı bilgi sağlamalıdır. Preklinik testlerden sonra, araştırmacılar bulgularını gözden geçirir ve ilacın insanlarda test edilip edilmeyeceğine karar verir [4].

Hangi hayvan modelleri kullanılır?

Preklinik çalışmalarda insan fizyolojisine uygun olan ve taklit edebilen hayvanlar seçilirler. Yaygın olarak kullanılan modeller şunlardır:

  • Kemirgenler – genel toksisite için fareler ve sıçanlar
  • Kemirgen olmayanlar – Belirli organ toksisiteleri için köpekler, tavşanlar veya maymunlar
  • Zebrafish – Küçük moleküllerin erken aşama taraması için kullanılır

Çalışma boyunca hayvanlar etik kurallara uygun bir şekilde kullanılmalıdır. OECD GLP ile AAALAC akreditasyonu gibi katı kurallar altında deneyler gerçekleştirilmelidir [1].

Doğru Hayvan Modelinin Seçilimi

Doğru hayvan seçimi son derece önemli olup insanlarla fizyolojik benzerliği ve test edilen bileşik ile ilgisini yansıtmalıdır:

  • Kemirgenler (fareler, sıçanlar) genel tarama ve toksikoloji için
  • Kronik maruziyet çalışmaları için kemirgen olmayanlar (köpekler, maymunlar)
  • Hastalık spesifik araştırmalar için transgenik modeller

Düzenleyici ve etik onaylar için çalışma protokolünde model gerekçelendirme gerekçesi yer almalıdır [5].

Preklinik Çalışmaların Avantajları ve Dezavantajları

Avantajlar:

  • İnsan çalışmalarından önce kullanılan moleküllerin toksik etkilerini erkenden tanımlanması.
  • Aday seçimini optimize eder ve risklerini azaltır.
  • Klinik çalışma protokollerinin tasarımı için kritik veriler sağlar.
  • Düzenleyici onay olasılığını artırır.

Dezavantajlar:

  • Her ne kadar uygun modeller seçilmiş olsa da hayvan modelleri insan sonuçlarını mükemmel şekilde öngöremeyebilir.
  • Kapsamlı toksikoloji ve farmakoloji çalışmalarıyla ilgili yüksek maliyetler.
  • Araştırmada etik kurallara uyulup uyulmama gibi endişeler.
  • Zaman alıcı bir süreç olduğunu klinik çalışmalara geçişte zaman kaybı olabilmektedir [2].

Sonuç olarak preklinik çalışmalar ilaç çalışmalarının öncüleri olmakla beraber titizlikle yönetilmesi gereken çalışmalardır.  Bunun için uygun çalışma türlerinin, doğru hayvan modellerinin seçilmesi, doz seviyelerinin ve uygulama yollarının belirlenmesi, İyi Laboratuvar Uygulamaları (GLP) kapsamında uygulanması ve etik değerlere dikkat edilerek yürütülmesi gereken çalışmalardır [5].

Kaynaklar

1-) Clinical Research Made Simple. (21.12.2025). What happens in preclinical trials? A beginner’s guide. ClinicalStudies.in. https://www.clinicalstudies.in/what-happens-in-preclinical-trials-a-beginners-guide/

2-) Clinical Research Made Simple. (2025, 21 Aralık). Preclinical studies in drug development: Foundations and best practices. ClinicalStudies.in. https://www.clinicalstudies.in/preclinical-studies-in-drug-development-foundations-and-best-practices/

3-) U.S. Food and Drug Administration. (2018, January 4). Step 1: Discovery and development. FDA. https://www.fda.gov/patients/drug-development-process/step-1-discovery-and-development
4-) U.S. Food and Drug Administration. (2018, January 4). Step 2: Preclinical research. FDA. https://www.fda.gov/patients/drug-development-process/step-2-preclinical-research

5-) Clinical Research Made Simple. (2025, 21 Aralık). Preclinical study design: Best practices. ClinicalStudies.in. https://www.clinicalstudies.in/preclinical-study-design-best-practices/


Bu makaleyi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Baran Yücel, moleküler biyoloji ve genetik alanında eğitim almış, klinik araştırmalar saha koordinatörlüğü yapmaktadır. Lisans eğitimini Kilis 7 Aralık Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nde tamamlamış, bu süreçte kanser patogenezi ve epigenetik mekanizmalarda mikroRNA biyogenezi üzerine çalışmıştır. Akademik ilgisini tıbbi genetik ve hastalık mekanizmalarına yönelterek yüksek lisans eğitimini Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı’nda başarılı bir şekilde tamamlamıştır. Yüksek lisans tezinde, yaşa bağlı katarakt hastalarında XPD ve OGG1 gen polimorfizmlerini inceleyerek moleküler düzeyde genetik yatkınlık mekanizmalarına odaklanmıştır. Laboratuvar deneyimini hem biyokimya hem de genetik alanında hastane stajlarıyla pekiştirmiştir. Özel İskenderun Gelişim Hastanesi ve Mustafa Kemal Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi laboratuvarlarında edindiği pratik tecrübe, klinik laboratuvar süreçlerine hâkimiyet kazandırmıştır. Klinik Araştırma Koordinatörü olarak görev yapmakta olup, klinik araştırmaların operasyonel süreçleri, saha koordinasyonu ve çalışma yürütme aşamalarında aktif rol almaktadır. Klinik araştırmalar alanında mesleki gelişimini sürdürerek çok sayıda ulusal kongre ve sempozyuma katılmış; erken faz çalışmalar başta olmak üzere klinik araştırma metodolojileri konusunda bilgi kazanmıştır. Ayrıca Kistik Fibrozis ve Klinik Çalışmalar konulu poster sunumu gerçekleştirmiştir. Mesleki yetkinliklerini desteklemek amacıyla İyi Klinik Uygulamaları (GCP), IATA ve Dünya Sağlık Örgütü’nün “Ethics and Review of Interventional Clinical Research” eğitimlerini tamamlamıştır. Klinik araştırma ekosisteminde aktif rol alan SAKODER (Saha Koordinatörleri Derneği) üyesidir. Bunun yanında bilimsel içerik üretimine katkı sağlayarak molekulerbiyolojivegenetik.org platformunda gönüllü editörlük yapmaktadır . İlgi alanları; klinik araştırmalar, genetik hastalık mekanizmaları, nörogenetik, kanser biyolojisi ve translasyonel tıp uygulamalarıdır. Akademik altyapısı ile saha deneyimini birleştiren Baran Yücel, klinik araştırmaların bilimsel ve etik standartlar çerçevesinde yürütülmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Paylaşılan hiç bir yazı hiçbir şirket veya kurum menfaati için değildir. Yazılan yazılar bilimsel içerik niteliğili taşımakta olup bilgilendirme amaçlıdır ve ticari amaç gütmemektedir “Bu biyografide yer alan bilgiler kişisel eğitim ve mesleki deneyimlere ilişkindir. Herhangi bir kurumun resmi görüşünü yansıtmaz ve kurumsal temsil niteliği taşımaz.”

Bir Cevap Yazın